Anadolu'nun birçok bölgesi gibi, Bozok adı verilen Yozgat ili ve çevresi (Yerköy dahil) ilkçağlardan beri çeşitli medeniyetlerin izlerini taşır. Bölge Türklerin Anadolu'ya geldiği zamana kadar çeşitli kavimlerin yerleştiği bir yer olmuştur. Bölge, sırasıyla Hititler, Frigler ve Perslerin hakimiyeti altında kalmış, bir ara Roma İmparatorluğu'nun eyaleti olmuş, Hellenistik devirde ise Ankara'yı başkent yapan Galatlar'ın (Keltler) eline geçmiştir. Bölge daha sonra Bizans hakimiyetine girmiştir. 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra kitleler halinde Anadolu'ya gelen Bozoklu Türkmenler, Bizans bölgesi içinde yer alan Danişment sahasına oymaklar halinde yerleşmişlerdir. Bunların bir kısmı köylerde yerleşik hayata başlamışlar, önemli bir kısmı da bölgedeki yaylak ve kışlaklarda göçebe olarak hayatlarını devam ettirmişlerdir. Göçebe hayatın sona ermesiyle köy hayatına ve tarımsal yaşayışa başlamışlardır. Yozgat ve çevresindeki diğer yerleşim birimlerinde olduğu gibi Yerköy ve Yerköy'e bağlı köyler de bu Bozoklu Türkmenler'den oluşmaktadır. 1925 yılında mütevazı bir köy olarak kurulan Yerköy, 1930 yılında demiryolunun geçmesi ile kısa bir süre içinde hızla gelişerek 1935 yılında Bucak(nahiye), 25.08.1945 tarihinde ise ilçe olmuştur. Yerköy tarihini Yozgat tarihinden ayırmak mümkün değildir. Bu nedenle Yozgat tarihine kısa bir göz atarak Yerköy ' ün tarihini aydınlatmaya çalışalım. Yozgat ve çevresi, Bozok Platosu üzerinde kurulmuş, ilk çağlardan beri önemli yerleşme merkezlerinden biri olmuştur. Alişar, Kuşhisar, Kazankaya, Çengel Tepe ve Mercimek Tepe gibi Hitit yerleşme bölgelerinden başka Büyüknefes Köyündeki Tavium harabeleri ve Küçüknefes Köyündeki Galat, Yerköy Uyuz Hamamı ve Karanlıkdere Köyü ile Sarıkaya, Sorgun, Çalatlı ve Azapbaşı ' ndaki Roma yerleşme yerleri vardır. Yerköy, Galatların başkenti Tavium ' a (Büyüknefes Köyü ' ne) 20 km., Hititlerin başkenti Hattuşaş ' a 60 km., Medlerin başkenti Pteria ' ya (Şahmuratlı Köyü ' ne) 70 km. ve Romalıların Charsiyanon Eyaleti başkentine (Muşallim Köyü ' ne) 160 km. uzaklıktadır. Bizans devrinde ise Bozok Bölgesinin Charsianon eyaletine dahil olduğu bilinmektedir. İlkçağın önemli başkentlerinin ortasında kurulan Yozgat, ayrıca önemli yol kavşakları üzerindedir. Doğu ile batıyı birbirine bağlayan Kral Yolu Yozgat yakınlarından (Tavium ' dan) ve Muşallim Köyü ' nden ; güney (Adana) ile kuzeyi (Samsun) birbirine bağlayan Kadim Yol Sorgun ' dan geçer. Ayrıca Selçuklu döneminin İpek Yolu (Sekili ' den) ve Osmanlı döneminin yolları ile Ordu Yolu bu ilin topraklarından geçer. 1071 Malazgirt zaferinden sonra yavaş yavaş bu bölge de Türkleşmeye ve Türk hâkimiyetine girmeye başlar. Selçuklu devletinin kuruluş yıllarında Danişmentli bölgesine dahil olan bu plato sonraları Selçuklu hakimiyetine girmiştir. 1243 yılında Selçuklu ordusunu mağlup eden Moğollar 1256 yılından itibaren fiilen Anadolu ' da işgal kuvvetleri bulundurmaya başladılar. Bu arada Moğol işgal kuvvetlerinden pek mühim bir topluluk Özler Bölgesi adını verdiğimiz, Yozgat bölgesini yurt tuttu. Bu bölge, Beylikler Döneminde Ertana ve daha sonra Kadı Burhaneddin Ahmet Beyliği hakimiyetine girmişti. 1402 Ankara savaşından sonra Çelebi Mehmet tarafından tekrar Osmanlı Devletinin topraklarına katıldı. Yavuz Sultan Selim ' in Çaldıran savaşından dönüşünde Bozok ve Kayseri sancakları. Dulkâdirli beylerinden Alaüddevle ve Şehsuvaroğlu Ali Bey ' e verilmişti. Onların ölümünden sonra 1521 den sonra bu topraklar Osmanlı idaresine girmişti. Yozgat, XVI. yy. da belirli bir merkezi bulunmayan Bozok Sancağına bağlı idi. Bugünkü Yozgat şehrinin yerinde, 30 vergi nüfuslu, 15 - 20 hanelik " Karye - i Yozgat " köyü bulunmakta ve Alpavud Bey ' in nökerleri oturmaktaydı. XVIII. yy. başında bu bölgeye önemli yerleşmeler olmuştur. XVIII. yy. ilk yarısına kadar Kızılkoca Kazasına (merkeze bağlı Yassıağıl Köyü ' ne) bağlı küçük bir köy iken, bu yüzyılın ortalarında Çapanoğullarının buraya yerleşmesiyle özellikle Çapanoğlu Ahmet Paşa ' nın gayretleriyle büyük bir şehir haline getirilmiştir. XVII. ve XVIII. asırlarda bir çok isyan ve karışıklıklara maruz kalan ve merkezi otoritenin kaybolduğu Anadolu ' da, bu boşluğu doldurmak için yerel sülâleler veya yöneticiler ortaya çıkmıştır. Bunlar devlet adına vergi ve asker toplar, Sultan adına bölgelerini idare derlerdi. Yaptıkları her işte Sultana ve İstanbul ' a özenirlerdi. Sultanların baniliği yerini Ayanlar almıştır. Tarihte bu döneme Ayanlar Dönemi denilmiştir. Anadolu ' da irili ufaklı 20 üzerinde ayan vardır ki bunlardan en güçlüsü tartışmasız Çapanoğullarıdır. Bu bölge XVIII. yy. ikinci yarısından sonra Çapanoğulları ' nın hakimiyetleri altına girmesiyle bölge canlılık kazanmaya başladı. Hatta bu bölgenin merkezi olan Yozgat ' ın da Çapanoğulları tarafından kurulduğu, Yozgat isminin de bu Türkmen aşiretiyle ilgili olduğu kuvvetle muhtemeldir. Çapanoğulları , Mamalı (Mamulu) Türkmen aşiretine mensup olduğu anlaşılıyor. Bundan tahminen 300 sene önce Horasan ' dan kalkıp Erivan, Kars ve Maraş yoluyla Güney Anadolu ' ya gelmişler ve Gaziantep, Maraş dolaylarında yerleşmişlerdir. Fakat sürüleri için daha elverişli yerler aramak zorunda kalan bu yörükler, Ömer Ağa idaresinde İç Anadolu ' ya yürümüş ve Yozgat ile Yerköy arasında bulunan Saray Köyü ' nü kurup bir müddet orada kalmışlar, daha sonra Yozgat ' a gelip yerleşmişlerdir. Yozgat kasabasını ilk defa Çapanoğlu Ahmet Paşa tesis etmiş ve oğulları Mustafa ile Süleyman Beyler burasını imar ve bir kasaba haline koymuşlardır. Ayrıca 1773 yılında Boğazlıyan Mustafa Bey ' in çiftliği durumuna getirilir ve pek çok arazi adına tapulanır. Çapanoğulları ailesi içinde en nüfuzlu ve devlet hizmetinde en çok emeği geçmiş birisi de Süleyman Bey ' dir. III. Selim ' in tesis ettiği Nizam - ı Cedid teşkilatındaki gayreti ile Padişah ' ın Anadolu da en çok güvendiği ve sevdiği bir şahsiyetti. Süleyman Bey Nizam - ı Cedid ' e hizmeti sebebiyle geniş imtiyazlara nail olmuş, Bozok ve Çankırı ' dan başka zaman zaman Kırşehir, Aksaray, Kayseri, Çorum, Ankara, Mütesellimliklerin de bulunmuş, İskilip, Zile, Amasya ' yı nüfuzu altına almış, oğlu Celâleddin Paşa vezir ve Sivas valisi olunca bu nüfuzunu o havalide Elbistan, Adana ve Tarsus ' da bile göstermiştir. Devlete sadık sikkesiz bir hükümdar gibi tam serbesti ile hareket ederek icabında şedid icraatıyle etrafa kuvvetiyle hakim olmuştur. Buna mukabil hükümetin bütün işlerinde hizmeti ve fedakârlığı görülmüştür. Süleyman Bey devlete sayılamayacak kadar pek çok yararlı işler yapmıştır, Onun için, " Çok Karıştırma Altından Çapanoğlu Çıkar " ve " Çapanoğlunun Aptes Suyu " deyimleri Süleyman Bey zamanında ortaya çıkar. Ayrıca, Çapanzadelere bazı eşkıyalıkları önlemek gibi görevler de verilmişti. Süleyman Bey devlete yaptığı yararlı işlerden başka şehirde ve çevrede bir çok imar faaliyetlerinde bulunmuştur. Süleyman Bey ' den sonra yakın zamana kadar Yozgat ve Çevresi Çapanoğulları ailesi idaresinde kalmıştır. İstiklâl Harbi sıralarında da bu ailenin bir çok yararları olmuştur. Cumhuriyet döneminde kurulan Yerköy 1925 yılına kadar küçük bir köy iken 1930 larda faaliyete geçen Ankara - Kayseri demiryolunun buradan geçmesiyle gelişimine başlamış, 1935 de bucak merkezi, 1945 de de İlçe olmuştur. |