Nişanlı Gençlerin Yalnız Kalmaları Câiz mi? PDF Yazdır e-Posta
hacilili tarafından yazıldı   
Cumartesi, 19 Haziran 2010 14:22

NİŞANLANAN GENÇLERİN YAINIZ KALMALARI Câiz MİDİR ?

İslam kültüründe evliliğe atılan ilk adımın adıdır nişan. Evlenecek gençlerin aileleri kendi aralarında dünürlük yaparak anlaşıp gençlerin evlenmelerini karara bağladıktan sonra, çocuklarının evlenmek için birbirlerine sözlendiklerini topluma duyurmak için eşi dostu davet ederek bir merâsim tertiplerler. Merâsime iştirâk eden davetliler, bu gençlerin birbirlerine sözlendiklerine şahitlik etmiş olurlar ve böylece o gençlerin evliliğe ilk adımlarını attıkları herkese îlan edilmiş olur. Anadoluda buna “Nişan Merâsimi” denir. Bu merâsim düğün öncesi yapıldığı için genellikle ne resmî nikahları yapılır, ne de dînî nikahları kıyılır. Bundan dolayı nişanlanan gençlerin birbirleriyle görüşüp dolaşmaları meselesi, yani aralarındaki mahremlik konusu son zamanlarda tartışılmaya başlanmıştır.
 

Bundan 25-30 sene kadar öncesinde böyle bir melese gündemde yoktu. Çünkü o zamanlar nişanlanan gençler, şimdilerde olduğu gibi birbirleriyle fazla serbest dolaşım imkanına sahip değildi. Nişanlılar arasında arada bir yapılan kaçamak görüşmeler meseleyi gündeme getirecek kadar uzun ve serbest bir ortamda yapılmazdı. Zaten bu kadarcık görüşüp konuşmakta da dînen bir sakınca yoktur, mahremiyet sınırlarını aşmadan yapılan konuşma ve görüşmeler câizdir. Hatta bu cevazı kötüye kullanmadıkları, mahremiyet sınırını aşmadıkları müddetçe tavsiye dâhi edilmiştir. 

 

Ama zamanımızda ne yazıkki durum böyle değildir. Nişanlanan gençler, aralarında herhangi bir nikah sözleşmesi olmadan dâhi neredeyse zamanını ailesinden daha fazla nişanlısıyla geçiriyor, günün her saatinde birlikte gezmeye çıkabiliyor, istediği kadar nişanlısıyla birlikte olabiliyor, hattâ birkaç günlüğüne/haftalığına tatile bile gidebiliyor. Ne acıdır ki, bu serbestlik de maalesef çağdaşlaşmanın bir gereği olarak kabul ediliyor. Durum böyle olunca da, muhafazakâr ailelerde haklı olarak bir tedirginlik beliriyor ve nişan merasimiyle birlikte dînî nikâhı da yaptırmanın fıkhî boyutunu tartışmaya açıyor. Bu sorunun ortaya çıkmasından sonra son dönem islam âlimleri bu konuyu gündemine almış ve konunun meraklılarına işin dînî boyutu hakkında gereken açıklamayı yapmıştır. Şöyle ki : 

 

Nişan, kelime manâsı olarak, evlilik değil, evliliğe atılmış ilk adımdır. Bütün sözlük kitapları, “Evlilik” ile Nişan” kelimesini ayrı olarak almış ve öyle mânâlandırmış, İslam dîni de bu iki kavram arasında bir ayırım yapmıştır. İslama göre nişan sözleşmesi evlilik akdi yerine geçmez. Bundan dolayı nişanlı çiftler birbirlerine nâmahremdir. 

Nişanlılık davetine çağırılan davetli ile, evlilik (nikah) davetine çağırılan davetli sayısı da bu ayrımı açıkca gözler önüne serer. Nikah yani evlilik davetine ayrı bir rağbet ve katılım vardır. Çünkü evlilik (nikah) kuvvetli akittir. İşte eşler arasında yapılan bu akit (antlaşma) ile evlilik resmen başlar ve aradaki bütün mahremiyetler (haramlık) kalkar.

Sadece nişan yapmakla aradaki mahremiyet kalkmayıp, nişanlanan çiftler evlilik (nikah akdi) yapılıncaya kadar nişanlısına yabancı olarak kalır, nikâh akdi yapılıncaya kadar nişanlandığı kadın onun hanımı statüsüne dahil olmaz. Çünkü nişan hiçbir zaman tarafları bağlayan anlaşma değeri de taşımaz. Bu esnada bir anlaşmazlık çıkabilir, kız ile erkek birbirlerinin meçhul taraflarına şahit olup vaz geçebilirler.  

Nikah akdi yapılmadan evlilik ne şer’î, ne örfî ve ne de kanûnî olarak gerçekleşmemiş demektir ki, nişanlanan kişiler birbirlerine dâima yabancı konumundadırlar. Birbiriyle yalnız kalamazlar, ellerini tutamazlar ve yanlarında bir mahremi olmadan yalnız başlarına yolculuğa çıkamazlar. Bununla beraber nişanlılık döneminde çiftlerin birbirlerini daha iyi tanımaları, ileride kuracakları yuvanın sağlıklı ve devamlı olabilmesi için gerektiği kadar görüşmeleri de câizdir.


Yeni evlenecek veya yeni evlenen gençlerimize bizim âcizâne tavsiyemiz, eğer nişanlıları ile beraber gezip-dolaşmak istiyorlar ve aradaki mahremiyet sınrını koruma hususunda kendilerine de güvenemiyorlarsa, nişan ile beraber nikah akdini de yaptırmalarıdır.

 

 Burada şöyle bir titraza muhatap olabiliriz :  

“Fiilî evlilik gerçekleşmeden, nişanlı iken nikah yapılır da nişanlı çiftler ayrılmak zorunda kalırlarsa, boşanma işlemi nasıl olacak? Boşama yetkisi erkekte olduğuna göre, eğer erkek problem çıkarmak için boşamaya yanaşmazsa durum ne olur!?”

 

Bu durumda şöyle bir yöntem izlenebilir. Daha nikah yapılırken kız da boşama hakkına sahip olmayı talep edebilir. Eğer henüz nişanlılık döneminde ayrılmak zorunda kalınırsa, gerektiği zaman kız da bu yetkisini kullanıp nikahı bozabilir. Zaten nişanlılık döneminde yapılması istenen nikah resmî nikah değil, dînî nikahtır. Dolayısıyla kız da bu hakkı kullanabilir.

 

Şayet kız böyle bir hak talep etmeden nikahları kıyılır, daha sonra herhangi bir sebepten dolayı ayrılmak zorunda kalınır, erkek de boşamaya yanaşmaz sa; o zaman her iki taraf aralarında anlaşarak, nişan merasimine katılan davetlilerden yeteri kadar kişiyi hakem olarak çağırır, onların hakemliğinde boşama işlemi gerçekleşir, onlar da bu boşamaya şahîtlik etmiş olurlar. Hakemlerin şâhitliği ile boşanan çift böylece ayrılmış olurlar ve başkalarıyla evlenme hususunda serbest kalırlar.

Bu konuda Anne-Babalara da tavsiyelerimiz şunlardır : Çocuklarınız hakkında basîretli davranınız. Zaman değişti, hangi asırda yaşıyoruz, ne de olsa nişanlandılar diye çocuklarınız hakkında gevşek davranmayınız. Kim çocugu hakkında gevşek davranırsa, âkibetini perişan etmiş demektir. Bunun aksine, Allah’ın çizdiği sınırda durmak, hakkın yerine gelmesi demektir. Zira Allah Teâlâ :

 

 تِلْكَ حُدُودُ اللهِ فَلاَ تَعْتَدُوهَا! وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللهِ فَأُولَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

“...İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdıdır, sakın aşmayın! Kim Allah’ın çizdiği sınırları aşarsa, işte onlar  zalimlerin tâ kendisidir”[1] buyurur.


Belki bu söylediklerimiz genç neslin pek hoşuna gitmeyecektir. Zira içinde yaşadığımız asır öyle bir hâl almıştır ki, bırakın nişanlılıların beraber gezip-tozmalarının doğru olmadığından bahsetmeyi, Kur'ânın “fâhişelik” dediği “flört” hayatı hakkında bile bunları söylemek, çağın modern insanının mantığına ters gelmektedir. Sanki zamanın değişmesi, bir takım haram ve helalleri de ortadan kaldırıyor gibi bir inanış, müslüman milletin itikadında kendine yer bulmuştur.

İşte islam’ın bu tavsiye ve emirleri askıya alındığından dolayı, maalesef zamanımızda boşanmaların sayısının önüne geçilemiyor. Nikahsız birliktelik ne kadar kolaylaşmıs ise, boşanmalar da o kadar çoğalmış ve kolaylaşmıştır.
[2]



[1] - Bakara 229
[2]- Bu konu için ayrıca bakınız : Kardâvî, Çağdaş Meselelere Fetvâlar, c.2, s.115 ; Hayreddin Karaman, Hayatımızdaki İslam s.429
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yazın
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.

busy
Son Güncelleme: Cumartesi, 19 Haziran 2010 14:30