| Hulle |
|
|
|
| hacilili tarafından yazıldı |
| Pazar, 21 Haziran 2009 15:07 |
|
Hulle Nedir, Nerede Gereklidir ?
Yüce dînimiz aile yuvası kurabilmek için nikâhı alabildiğine kolaylaştırırken; ailenin yıkılıp dağılmasını önlemek için de boşanmayı o kadar zorlaştırmıştır. İslam dîni nikâhı kolaylaştırmakla kalmamış, nikah akdini sağlam bir ahid olarak belirleyip koruma altına almış ve evlilik hayatına girişi birtakım kâide ve şartlara bağlamıştır. Aynı şekilde evlilik hayatından çıkışı zorlaştırmakla kalmayıp boşanmayı bir takım şartlara bağlamış ve gerekli şartların tahakkuk etmesi ile evlilik hayatını sona erdirmiştir.
Evlilik hayatı sona eren eşler eğer tekrar birbirlerine dönmek isterlerse devreye Hulle Nikâhı girer. Bu yazımızda, üç talâkla boşamanın hangi şartlarda gerçekleştiğine, Hulle’yi meşrû kılan delillere ve sahih bir Hulle’nin şartlarına temas edeceğiz.
Hulle veya Tahlîl : Bir erkeğin karısı üzerinde üç defa boşama yetkisi vardır. Koca bu üç hakkını kullanır da karısını üç talâkla boşar ve üçüncü boşamadan sonra yeniden aynı kadınla evlenmek isterse, kadının ikinci bir erkekle evlenip ayrılmış olması şartı devreye girer. İşte kadına, eski kocasına yeniden dönme imkanı sağlayan bu ara evliliğe “tahlîl” veya “hulle” denir. Eski eşine geri dönüşü mümkün olmayan boşama, üç ayrı zamanda yani kadın âdet görüp temizlendikçe cinsel birleşme olmadan üç ayrı ay içinde yapılan üç boşamadır. Dolayısıyla bir temizlik dönemi içinde yapılan birden fazla boşama, bir boşama olarak değerlendirilir. Ayrıca kocanın psikolojik durumu ne olursa olsun her aklına geldiğinde karısına “boşsun” demesi ile kadın boş olmaz. Kadın, bir temizlik döneminde (iki hayız arasında) kaç sayı zikredilirse zikredilsin sadece bir talak ile boşanmış olur. Boşama, temizlik başlayınca cinsî birleşme vukû bulmadan kocanın serbest irâdesi ile yapılacaktır. Cinsî temas vukû bulduktan sonra yapılan boşama geçersiz olur. Aynı zamanda, kocanın akıl ve ruh dengesi yerinde olmadan veya öfkeye kapılarak yaptığı boşama da islama göre geçersiz sayılır.
İslama göre meşrû bir boşamanın geçerli olmasını sâbitleyen bu şartlar dikkate alındığında, kişinin bir anda karısını üç talâkla boşaması mümkün olamaz. Dolayısıyla bir kocanın karısını üç talâkla boşaması aylar içinde gerçekleşir. Bu şartlara rağmen usulüne göre ve uzun sürede karısını üç kere boşamış bir erkek, onunla hemen yeniden evlenemez. Eğer karısına tekrar dönmek isterse, başka bir erkekle nikahlanıp ayrılması gerekir.
Ancak, ikinci bir erkekle yapılan nikahda kesinlikle anlaşma veya bir hile olmayacakır. Çünkü Sevgili Peygamberimiz aile kurmak için değil de, boşanmış kadının eski kocası ile evlenmesini sağlamak için nikah yapan erkeğe “kiralık teke” adını vermiş ve bunu yapanlara lanet okumuştur. Dolayısıyla eğer yapılan evlilik, şimdilerde bazı çevrelerin ağızlarında dolaştığı gibi üç ay gibi bir süreye bağlanarak, yeniden boşanıp, eski kocasına nikahlanma gibi bir anlaşma veya hileye dönüştürülürse, Allah Rasûlü (sav)’in şu tehdidine hedef olur. Şöyle buyurur : “Anlaşarak hulle yapana ve yaptırana Allah lânet etsin.”[1] Hz. Ali, Câbir ve İbn-i Mes’ud (radıyallâhü anhüm) de şöyle demişlerdir :
لَعَنَ رَسُولُ اللهِ (صلعم) اَلْمُحَلِّلَ وَالْمُحَلَّلَ لَهُ
“Rasûlullah (sav) hulle yapana da, yaptırana da lânet etmiştir.”[2] Ayrıca Ahmed İbni Hanbel de bu hadisi nikah bölümünde nakletmişlerdir.
Rasûlullah (sav) ikinci kocayı muhallil yani“helâl kılıcı” olarak isimlendirmiştir. Çünkü ikinci kişi helâlliği sabit kılıcıdır. Zira Kur’ân-ı Kerim’de de : فَإِنْ طَلَّقَهَا فَلاَ تَحِلُّ لَهُ مِنْ بَعْدُ حَتَّى تَنْكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُ
“Erkek yine boşarsa (3.defa); artık bundan sonra (kadın), başka bir kocaya varmadan kendisine helâl olmaz...”[3] buyurularak, hulle nikahının meşrû, aynı zamanda şart oluşuna da dikkat çekilmiştir.
İslama uygun bir hullenin şartları şunlardır : 1- Üç talakla boşanan kadın iddetini tamamlayacak, 2- Kadın başka bir erkekle sahih nikahla evlenecek. Bu evlilik ölüm, meşrû boşanma veya fesih yoluyla sona ermiş bulunacak, 3- Bu ikinci evlilikte cinsel birleşme olacak, 4- Kadın, ikinci kocadan olan iddetini tamamlamış olacak. (Kadının boşanma iddeti 4 ay 10 gündür.) Büyük Fâkih el-Mavsilî, “Bizim görüşümüze göre; kadını ilk kocasına helâl kılan şey, ikinci kocasının onunla cinsî münasebette bulunmasıdır”[4]diyerek, cinsî birleşmenin şart oluşuna dikkat çeker. Kısaca hulle nikahının özeti böyle. “Şart olsun ve Şerefsizim” gibi terimlerden dolayı nikah zedelenmez ve bu tür ifadelerin nikaha bir etkisi olmaz. Çünkü çarşı-pazarda erkek, üç-dokuz üzerime olsun veya üçten dokuza hanımım boş olsun yada şerefsizim gibi sözlerle hanımı boşamaya ant içse, bunda evdeki hanımın ne günahı var. İslam boşamayı öyle erkeğin hevâ ve hevesine bırakmamış, “ergene avrat boşamanın kolay olması” gibi kolaylık göstermemiştir. Dolayısıyla herkes keyfine göre veya istediği gibi hanımını boşayamaz. Ancak islam bu tür teleffuzları bir yemin olarak kaydetmiş, rastgele nikahı kendi zevk ve çıkarına alet ettiği için “yemin keffâreti” müeyyidesi getirmiş, bunu yapanları ya bir köle âzad etmekle, ya üç fakiri doyurmakla, ya da üç gün oruç tutmakla cezalandırmıştır. Eğer bunları yapmazsa, onun hesabını da “dehşetten gözlerin ters döndüğü güne” bırakmıştır. İslam bunlardan başka, boşamayı tehdit hâline getirmeyi de haram kılmıştır. Mesela herhangi bir sebeple veya karısını korkutmak için “şunu yaparsan veya yapmazsan benden boşsun veya seni boşarım” gibi, nikahı tehdit olarak kullanmayı haram kılmış, bu tür sözlere ağır ceza koymuştur. Dolayısıyla nikâh gibi çok kutsal ve önemli bir meseleyi oyuncak hâline getirmemeli, onun kudsiyetine saygı göstermeli, onu genç nesillere gerektiği gibi öğretmeli ki; nikâhsızlığı modernleşmenin bir gereği gibi göstermeye çalışanların topluma empoza etmeye çalıştıkları flört, dost hayatı yaşama gibi nikâhsız birliktelikler halk nazarında iğrenç ve pis bir rezâlet olarak algılanabilsin. Allah cümlemizi o günün dehşetini düşünenlerden ve Allah’ın sınırlarına riâyet edenlerden eylesin...
[1]- Ebu Dâvud , Nikah 15 ; Tirmizi , Nikah 27 ; Ibni Mace , Nikah 33
[2] - Ebu Dâvud , Nikah 16 ; Tirmizi , Nikah 27 ; Nesâî, Talâk 13
[3] - Bakara 230 ; Ayrıca bakınız, Bakara 229
[4] - el-Ihtiyar Li Ta'lîlil Muhtar, c.3 , s.173
Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.
|




