Aktif Olaylar
| Boşamadan Önce ?!.. |
|
|
|
|
SÜNNÎ TALAKDA BOŞAMA DÜZEYİNE GELMEDEN UYULMASI GEREKEN KURALLAR : 1- Boşama kesinlikle aceleye getirilmemelidir. Bir müslüman boşama kararını beynine koyduktan sonra üç beş günde bu kararı almamalı, bunu dokuz aya yaymalıdır. 2- Boşamadan evvel istişârede bulunmak : Zîra biz; {اَمْرُهُمْ شُورَى بَيْنَهُمْ} diye Hak Teâlâ’dan emir alan bir peygamberin ümmetiyiz. Dolayısıyla bu ümmet Şûrâ, yani istişâre ümmetidir. İstişâre, “ehline danışmak” demek. Dolayısıyla bir insan hanım boşayacağı zaman istişâre yapacak. İstişâreyi de işi bilen, gün görmüş, evli biri ile yapmalıdır. İstişâreden sonra üçüncü basamağa geçilir. 3- Kur’ân-ı Kerim yatak ayırma cezası veriyor. Yatak ayırma cezası aynı evde, yani kaldıkları evde verilecek. Yoksa kadına yatak ayırma cezası vereceğim diye babasının, kardeşinin, amcasının, dayısının evine göndererek kadını evden çıkarmak haramdır. Kadın kimin nikahında ise onun evinde yatak ayırma cezası verilir. Kendin gidip başka yatakta yatarsan bu da ceza değildir. Bu ceza da işe yaramazsa bu defa yine Kur’ân ile sabit olan dördüncü kademeye geçilir ki o da; 4- Kadını boşanma kararından vazgeçirmek amacıyla hafif şiddette dövmek. Ancak bu dövme işi filimlerdeki çetelerin dövdükleri gibi dövmek değil elbet. Dövme esnasında İbn-i Abbas’a göre misvak gibi bir şeyle vurulacak. Vururken de yüzüne vurmak haram, gögüslerine vurmak haram, çocuk doğuracağı organına vurmak haram, kadının dış güzelliğini bozacak yerlerine vurmak haram... Dolayısıyla vurma işlemi kalça ve baldır kısmına uygulanacak ki, burada önemli olanın kadının canını acıtıp bağırtmak olmadığı, dayağın sadece caydırıcı bir özelliğe sahip olduğu anlaşılmaktadır. Eğer dayak da fayda etmezse yine Allah’ın kitâbına göre diğer bir yönteme geçilir. 5- Hakemler : Kur’ân-ı Kerîm’in : “Eğer aralarının açılmasından endişe duyarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden de bir hakem gönderin...”[1] emrine uyularak, bir kişi erkeğin, bir kişi de kadının tarafından ara bulucu olarak çağırılır ki, Allah bu ara buluculara yetki veriyor. “Eğer uygun görüyorsanız onların evliliğinin devamına karar verin, uygun görmüyorsanız boşanmalarını kolaylaştırın.” Dolayısıyla arabulucular büyük bir sorumluluk altına giriyorlar. Ancak halkımız arasında şöyle bir uygulama var. Hani hakemlere müracat edildi ya, onlar kadın ve erkeği karşısına alıp; “tamam tatam. Hadi çocuklar hadi gidin. Akşama bize bir tarhana yapın, barışın, barışın...” deyip işi halletme yoluna gidiyorlar. Halbuki adamlar kaç senedir kan kusuyor. Hadi barışın demekle barış oluyor mu? Güyâ ağalık yapacaklar ya... Onlar da amcalarına, akrabalarına bir şey diyemiyorlar, eve dövüşmeye gidiyorlar. Bu barıştırma değil, savaştırmadır. Hakem ne demek, eşlerin arasını bulan veya onların güzellikle boşanmalarını kolaylaştıran kişi demektir. Efendim ben boşama kararından çekinirim...O zaman hakem olmayacaksın. Ameliyat için neşter atmaktan çekinen doktordan ne hayır gelir adama. Hakemler eşleri güzelce dinleyecekler, sonunda işin selâmeti doğrultusunda hakkâniyetle karar verecekler. Zaten ilk cümlelerden işin sonu anlaşılır. Boşanmak isteyen kişi, ya işte şöyleydi de, böyledi de diye nazlanarak geliyorsa, bu tâmir istiyor, iki tokat istiyor demektir ki, patlatırsın iki tokat al karını git dersin olur biter. Ama bir de var ki, tâ Adem (as)’dan itbâren bütün ceddinin kabahatlerini saymaya başlıyor. O zaman anlarız ki iş çok ciddî, tedâvisi çok zor demektir. Dolayısıyla hakemlik çok ciddî ve sorumluluğu ağır bir iştir. Yoksa “ya hadi çocuklar gidin bize bir bulgur pilavı yapın, hadi, hadi...” demekle barıştırmak olmuyor. Hakemler oturup Allah için, tamam bu iş oluyor veya olmuyor diyecekler, ondan sonrası yine zaten eşlerin takdirinde. Fakat bu arada Rasûlullah (sav)’in şu îkazını da unutmamak gerekir. Mâkul bir gerekçe yokken sırf kendisini boşattırmak için çalışan kadınlara ağır tepkisi var Efendimiz (sav)’in. Buyuruyor ki : {اَيُّمَا اِمْرَأَةٍ سَأَلَتْ زَوْجَهَا طَلاَقَهَا مِنْ غَيْرِ مَابَأْسٍ فَحَرَامٌ عَلَيْهَا رَائِحَةُ الْجَنَّةِ} “Hangi kadın, çok ciddî bir gerekçe yokken kocasına boşanma talebinde bulunursa bilsin ki, cennetin kokusu kendisine haramdır.”[2] Çünkü bu kadınların ağır hilelerinen biridir. Evet “beni boşa demez” ama erkeğin yediğini içtiğini burnundan fitil fitil getirir. Yani erkeğe, “defol git seni boşadım” cümlesini söylettirmeye çalışır. Bu çok büyük bir suç ki, zaten bunu Allah’ın izniyle mü’min bir kadın yapmaz. 6- Burada hakemler devreye girip de, “tamam yavrum, sizin bu işi devam ettirmeniz zor gibi gözüküyor, boşanmanız sizin için daha hayırlıdır” derlerse, işte o zaman erkeğin boşama yetkisi devreye girer. Boşama esnâsında adâletine güvenilen iki tane şâhit hazır bulundurulacak. Zîra Kur’ân-ı Kerîm : {فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَأَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِنْكُمْ وَأَقِيمُوا الشَّهَادَةَ ِللهِ...} “Sürelerinin sonuna vardıklarında onları güzelce tutun veya güzellikle onlardan ayrılın. İçinizden adâlet sâhibi iki kişiyi şâhit tutun ve şâhitliği de Allah için yapın...”[3] buyurarak, tıpkı nikâhta olduğu gibi boşamanın da şâhitler huzûrunda yapılmasını emretmektedir. Bütün bunları yapıktan sonra boşama nasıl olacak? Sünnete uygun olan şer’î boşamanın, “üçü bir anda olmayan ve her bir talâk sıra ile ayrı ayrı temizlik döneminde verilerek yapılan boşama” olduğu konusunda islam âlimleri ittifak etmiştir. Sünette uygun olan bir boşamada; Erkek bir defâ olmak şartıyla, “seni boşadım” dedikten hemen sonra kadın iddet sürecine girer. İddet, “kadının üç defa aybaşı gördüğü süre” demektir ki, biz buna kaba rakamlarla üç ay diyebiliriz. Zîra Bakara Sûresinde geçen : {وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنْفُسِهِنَّ ثَلاَثَةَ قُرُوءٍ...}“Boşanmış kadınlar, bizzat kendileri üç aybaşı hâli veya üç temizlik müddeti bekler...”[4] âyeti kerîmesi gereğince, boşanmış kadınların iddet müddeti tam üç âdet müddeti beklemeleridir. Dolayısıyla erkek “seni boşadım” dediği zaman, bir defa bu sözü söyleyecek. Bu sözden itibâren, kadının üçüncü aybaşısı bitinceye kadar erkek, “tamam boşamadan vazgeçtim, barışalım” derse, evlilik geri gelir. Bu evliliğe devam etmek için yeni bir nikâh ve şahitlere gerek yoktur. Dolayısıyla geri kalan iki talâkla evlilikleri devam eder. Diyelim iki sene sonra yine aynı şekilde “seni boşadım” sözünü bir defa daha söyler, yine kadının üçüncü aybaşısı bitinceye kadar erkek, “tamam boşamadan vazgeçtim, barışalım” derse, evlilik yine geri gelir ve ikinci talâk da gitmesine rağmen üçüncü talâkla evliliklerine devam ederler ki, bu şekilde yapılan boşamaya fıkıh literatüründe Rıc’î Talâk” yani “dönüşümlü boşama” denir. Eğer erkek üçüncü defa “seni boşadım” derse, artık bu evlilğin dönüşü kalmaz. [1] - Nisâ 35 [2] - Ebû Dâvud, Talâk 18 ; Tirmîzî, Talâk 11 ; İbn-i Mâce, Talâk 21 [3] - Talâk Sûresi 2 [4] - Bakara 228 Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.
|


Yerköy Videolari Paylasima ve tartismaya acik Burasi Türkiye Sitesinde yayinlanmaktadir.
















