Aktif Olaylar
| Açlık Grevi ve İntihâr |
|
|
|
|
AÇLIK GREVİ, İNTİHAR ve ÖTENAZİ : İnsanın hayatı gerçek manasıyla kendine ait bir mülk olmayıp emânet olarak verilmiştir. Çünkü o yaratanına aittir ve âdeta insan emanetçi durumundadır. Bundan dolayıdır ki Allah Teâlâ Kur’ân-ı Mübîn de : وَلِكُلِّ اُمَّةٍ اَجَلٌ فَإِذَا جَاءَ اَجَلُهُمْ لاَ يَسْتَاْخِرُونَ سَاعَةً وَلاَ يَسْتَقْدِمُونَ “Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri geldiğinde ne bir dakika geri kalır, nede bir dakika öne alınır” [1] buyurmuştur. Emanet; günü geldiğinde teslim edilen şeydir. Madem biz de ecelimiz geldiğinde bir dakika ileri veya geri alma şansımız olmadan teslim etmeye mecbur isek, o zaman bunun adı emanettir, biz de emanetçiyiz demektir. Hal böyle olunca bu emaneti bize tertemiz veren sahibine, yine tertemiz iade etmek her mükellefin boynunun borcudur. Nasıl ki bize emanet edilen sıradan bir eşyayı sahibine iade ederken, o emanetin bozulmaması için elimizden gelen âzamî gayreti gösteriyorsak; yine bize emanet edilen hayatımızı da teslim ederken aynı hassasiyet ve duyarlılığı göstermek de aklıselim sahibi her insanın şiarı olmalıdır. Emanete ihanet edene hain denir. Bize tertemiz verilen bu hayat emanetini kirletip öylece iade etmek, emanete ihanettir.
Hayatımız bize Allah’ın emaneti olduğuna göre, o emaneti verenin izni olmadan imhâ edemeyiz. Hayat emânetinin sahibi olan Allah Teâlâ bize, kendi yolunda savaş ve benzerî durumlarda emaneti feda etmeye izin vermiş, intihar ise bu iznin dışında kalmıştır. Zîra intiharın haram olduğunu ifade eden naslar vardır. Buna : وَلاَ تَقْتُلُوا اَنْفُسَكُمْ “Kendinizi öldürmeyin”[2] âyeti delil olarak kâfîdir.
Dînimiz bize zarûret halinde murdar hayvanın etini yemeye ve haram olan içecekleri içmeye izin vermiştir. Eğer kişi takvâ göstereceğim diye bunları yemez ve içmezde ölürse, intihâr etmiş kabul edilir. Zarûret hâlinde murdar hayvanın etini yememek ve haram olan içeceği reddetmek ve bunun sonucunda ölmek nasıl bir intiharsa; ölünceye kadar yememek boykotu ve ölüm orucu tutmak da aynı türden bir intihardır. Bu nedenledir ki islam, yaşama haklarını kendi elleriyle yok etmek demek olan “intihar etme” hakkını kişilere vermemiş, bunu büyük günahlar arasında saymış, inancı ve ameli ne olursa olsun, bir kimsenin sadece intihar etmesi sebebiyle âhirette büyük ceza göreceğini haber vermiştir. Mâide sûresi 32. âyette geçtiği üzere, bir kimseye hayat vermenin âdeta bütün insanlara hayat vermek; bir cana kıymanın da âdeta bütün insanları öldürme gibi ağır bir suç ve günah olduğu belirtilmiş; islam âlimleri, hangi sebeple olursa olsun intihar edenler de âyetin bu ifadesine dahil olur demişlerdir. Hz. Peygamber de konuyla ilgili olarak; “uçurumdan atlayarak, zehir içerek veya öldürücü bir âletle kendini öldüren kimsenin cehenneme gireceğini ve orada sürekli olarak kalacağını”[3] buyurmuş, birkaç örnek üzerinde intiharın büyük günah olduğuna ve acı sonuçlarına dikkat çekmiştir. Bundan dolayı islam âlimleri intiharı büyük günahlar arasında sayıp bu konuda şu açıklamalara yer vermişlerdir : Kişinin hayatını devam ettirecek kadar yeyip içmesi farz olup, bundan kaçınarak “ölüm orucu” tutması intihar hükmündedir. Çünkü ölüme yol açabilecek bütün tehlikeli durumlarda islâm, zarûret prensibini devreye sokarak haram gıdaların bile yenilip içilmesine müsaade ederek, insan hayatını korumayı ve kurtarmayı esas almıştır. Öte yandan umutsuz ve acı çeken hastanın tıbbî müdahalenin bir parçası sayılan ötenazi gibi yöntemlerle öldürülmesi de, dînî prensipler açısından intiharın diğer bir ayağını teşkil eder ki, ötenazi yapan ve yaptıranlar da Allah’ın büyük günahlardan saydığı işe teşebbüsle yargılanır. Ve konuyla alakalı delil olarak şu ayet ve hadislerin yeterli olacağı kanaatindeyiz.
Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur : “Ey inananlar! Mallarınızı aranızda bâtıl ile (doğru olmayan yollarla, haksız yere ) yemeyin. Kendi rızânızla yaptığınız ticaret başka. Ve kendilerinizi de öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir. Kim düşmanlık ve zulüm ile bunu yaparsa (bilsin ki) onu cehenneme sokacağız. Bu da Allah’a göre kolaydır. Eğer size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi hoş bir yere (cennete) sokarız.”[4] H. Yazır bu ayeti tefsir ederken, “Nefislerinizi öldürmeyin” ifadesinin evvelâ şu mânaya geldiğine dikkat çekmiştir. “İlk önce doğrudan doğruya insanın kendini öldürmesini, yani kasıtlı olarak intihar etmesini yasaklamıştır ki, bu mana açıkça anlaşılmakla beraber, insanın kendisini öldürmesine sebep olmasını da yasaklamıştır.”[5] Bunu destekleyen başka bir ifadeyi de İbni Hacer el-Heytemî tarafından kaleme alınan İslam’da Helâller ve Haramlar isimli kitapta okumaktayız. Şöyle diyor : “Ayeti Celîlenin diğer bir tevîli de; idamınıza vesile olacak suçlarda bulunmayın demektir.(Yani, evli iken zina etmek, müslüman iken dinden dönmek, haksız yere adam öldürmek gibi).[6] Sünnetten deliline gelince ; Rıdvan beatinde bulunan sahabelerden Ebû Zeyd Sâbit b.Dehhâk el-Ensârî (ra)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuştur : “Kim İslâm’dan başka bir din adına bilerek yalan yere yemin ederse, o kişi dediği gibi (yalancının biri) dir. Kim, ne ile intihar ederse, kıyamet günü onunla azâp olunur. Sahip olmadığı bir şeyi adayanın adağı geçersizdir. Mü’mine lânet etmek, onu öldürmek gibidir.”[7] Şu halde intihar İslam dininde haramdır. İslam âlimleri intihar edenin, bu eylemi sebebiyle âhirette çok çetin ve şiddetli bir azap göreceğini söyleseler de, intihar edenin imandan çıktığını ve kâfir olduğunu asla söylememişler ve şunu ilave etmişlerdir. İntihar eden kişinin cevazesi diğer müslüman cenazelerinde olduğu gibi yıkanır, kefenlenir, cenaze namazı kılınır ve müslüman mezarlığına defnedilir. İslam âlimlerinin çoğunluğunun görüşü bu yöndedir. Bazı islam âlimleri ise, Hz. Peygamber’in intihar eden bir kimsenin cenaze namazını kıldırmayışından[8] hareketle, intihar eden kimsenin cenaze namazını devlet başkanının kıldırmayacağı, fakat halktan birinin kıldırabileceği görüşünü savunmuşlardır. Rasûlullah’ın bu davranışı, Müslümanları konunun hassasiyeti hakkında uyarmaya ve eğitmeye yönelik bir önlem ve yöntem olarak değerlendirilebilir. İslam dininde intiharın haram olduğu açık bir gerçek olduğuna göre, belli bir gayeye ulaşmak maksadıyla ölünceye kadar yemek boykotu yapmak ve ölüm orucu tutmak da dînen haram kılınmıştır. Çünkü bu da bir intihar çeşididir. Ancak bununla tehdit etmek, veya normal hallerde ölüme götürmeyecek kadar bir boykot teşebbüsünde bulunmak (eğer bir haksızlığı gidermek ya da bir hakkı elde etmek amacına yönelik ise) bu sınıra riâyet etmek şartıyla câiz olabilir. [1]- A’raf 34 [2]- Nisâ 29 [3]- Buhârî, Tıp 56 [4]- Nisâ 29, 30, 31 [5]- H. Yazır, Hak Dîni Kur’an Dili, c.2, s.553 [6]- İbni Hacer el-Heytemî, İslamda Helâller ve Haramlar, c.2, s.283 [7] , Buhârî, Cenâiz 84, Edep 44-73, Eyman (yeminler)7 ,- Müslim, Îman,176-177 ,- Ayrıca bk. Tirmîzî, Nüzûr 16 ,- Nesâî, Eyman, 7-11-31 ,- İbni Mâce , Kefâret 3 [8] , Müslim ,- Cenâiz, 37 Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.
|


Yerköy Videolari Paylasima ve tartismaya acik Burasi Türkiye Sitesinde yayinlanmaktadir.
















