|
Bozkır Türk devleti herhangi bir ailenin kılıç zoru ile meydana getirdiği bir yığınlar topluluğu değil,fakat idarecilerle işbirliği yapan geniş halk kitlelerinin gayretleri,katkısı ile gerçekleşen bir siyasi teşekküldü.Hatta vesikalara göre "devleti kuran ve devlet başkanını başarılı kılan" da millet idi.Devletin nasıl meydana geldiğine en güzel örnek II.Göktürk Devletinin meydana gelişini kitabelerde anlatan şu ifadelerdir: "Babam Kağan (İlteriş) 17 er ile harekete geçti.Haberi işiten ormandakiler,ovadakiler toparlanıp geldiler, 70 kişi sonra 700 kişi oldular...Hakanlığı atalarının törelerine göre kurdular."
Böyle kurulan bir devlette doğal olarak halk; hak ve hürriyetlerini isteyecek ve bunu başında bulunanlardan isteyecektir.Halkın bu talepleri kamu hukukunu ve hükümdarin vazifelerini belirleyen ve cezai hükümleri ile dikkati çeken törenin tatbiki ile yerine getiriliyordu.
Eski Türklerde siyasi iktidar kavramı "Kut" tabiri ile ifade ediliyordu.Kutu yani idare etme hakkı Tanrı tarafından bağışlanıyordu.Bu kut telakkisi bile hükümdara sonsuz bir hakimiyet imkanı tanımamaktadır.Hükümdarın idari sorumlulukları vardır.
Tarihte emsalsiz bir görüşü ve anlayışı temsil eden Göktürk Kağanları, Orhun kitabelerine göre dağınık ve perişan bir halde başka illere göçmüş olan milleti topladı."Türk milleti için gece uyumadım,gündüz oturmadım başkla illere göçmüş olan milleti topladım..düşmanların altınlarını,gümüşlerini,ipeklerini,darılarını ve atlarını Türklerime kazandım...Böylece milleti dirilttim,çıplak halkı giydirdim,yoksul milleti zengin ettim,nüfusu az milleti çoğalttım" Orhun Abidelerinde geçen bu ifadeler hakanın ve devletin vazifeleri ve siyasetini göstermek bakımından çok mühimdir.Nitekim daha sonra Göktürkler istiklallerini kazanıp kuvvetlenince Türklerin iskan ve istihsaliyle meşgul oluyorlardı.İdareci ve milletin birbirlerine karşı görevleri vardı.Halkın idareciden beklediklerini iktisadi istikrar,Adil Kanun ve asayiş olarak saymak mümkündür. Hakan iyi kanun yapacak,kanuna kendi riayet edicek halkda ona itaat edicektir. Kutadgu Bilig'de bu hususda şöyle denir: "Türk Hakanı kuldan fakir adını kaldırmadıkça nasıl hükümdar olur?" Türk hakanı kendisine yüklenen sorumluluklarıyerine getirmezse Tanrı tarafından kendisine verildiğine inanılan Kut geri alınırdı.Örneğin Göktürk Devletinin genç Hükümdarı İnel Kağan'a karşı yapılan ihtilal bu gerekçeyledir.Kutadgu Bilig'de halkın beklentileri sayıldıktan sonra hükümdara şöyle seslenilir: "Ey Hükümdar! sen önce bunları yerine getir sonra kendi hakkını isteyebilirsin.Bey iyi kanun yap,kanuna kendin riayet et ki halktasana itaat etsin.Bey,kudretli ol,halkı kudretli kıl,bunun için onun karnını doyurmak lazımdır."
Türk hükümdarı kanun yapan fakat kendini kanuna bağlı saymayan cinsten bir idaresci değildi.O icraatından önce istişare etmek "meclisten karar almak" zorundaydı.iktidarının Tanrı'dan alan Hakan tanrı huzurunda sorumlu tutuluyor,bugun "milli irade" diye ifade edilen "yüksek otorite"meselesi daha o çağlarda halledilmiş oluyordu.Hükmetme isteiği her insanda şuuraltıbir kuvvet olarak yaşar.Bu içgüdünün aynı zamanda ilk fırsatta başkalarını sömürmek için bir vasıta vasfı taşıdığını dünya tarihi gösteriyor.Bazı milletleri istismarcılık yoluna sürükleyen husus,onlarda "beylik gururu"nun eksikliğidir. Beylik gururu,sadece öğünme vesilesi olan basit bir psikolji değildir.Onun Göktanrıdan kaynak olan devlet telakkisinin gereği olarak asıl özelliği,karşılık beklemeden koruyucu olmasıdır.Bu ise hüküm altına alınmış insanları sevmekle temellenir.İnsan sevgisinden doğan koruyuculuk adalet,eşitlik ve hürriyet düşüncesini getirmiştir.Türk devletlerinde görülen töre böylece daha açık bir mana kazanmaktadır.Tarihte çeşitli kavimleri idare etmekte gösterilen başarıların sebebinin burada görmek mümkündür.
Türk devlet adamlarımnın,bütün Türk topluluklarında ortak düşünceyi temsil etmek üzere,hassasiyet gösterdikleri bazı noktalar olmuştur ki, bunlardan biri, uğruna ülkeyi bile terketmeyi göze aldıkları siyasi istiklaldir diğeride soy birliğini saymaktir. İdarede yabancı müdahalesine yol açmamak,yabancı kültür tesirlerini asgari derecede tutmaya çalışmak,dış kültür unsurlarını ancak Türk devleti menfeatine uygun düştüğü nisbette değerlendirmek,gerçekci Türk siyasetinin karakteridir.
Başından beri sıraladığımız Türk idarecilerin sorumlulukları,Türk siyasetinin karakteri bugünde kendisine Türk Milleti içinde yer bulmalıdır.Zira Türk Milletinin idarecilerinin her zaman bu karakterden uzaklaştıkları görülse en önce istiklalini kaybettiği tarihi bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır.Eski Türk töresi bugünün çağdaş normlarına aykırı olmadığı gibi bazı konularda daha ileri seviyededir.Bu yüzden bugün Avrupa Birliği gibi mecralardan kanun veya düzen ithal etmek yerine milletimizin karakterine en uygun olan,yüzlerce yıllık tecrübe ile oluşmuş bulunan,tarih boyunca devrinin en ileri devletleri haline getiren Türk töresine sarılmalıdır
 |